Istanbul ve ask, altin ve gölge dolayiminda birbirlerine dönüsür, birer altin ve gölge olurlar.
Hilmi Yavuz, bu kitabinda okuru kendi ic dünyasinin, Istanbulun kaybolan sokaklarinin felsefi derinliklerine davet ediyor. Bir yanda annesinin lavanta cicegi kokan anilariyla dolu ceviz sandigi, diger yanda babasiyla Kocamustafapasada pesine düstükleri o mistik sümbül kokusu... Sairin kaleminde Istanbul, sadece bir sehir degil, her sokagi bir siir, her kösesi bir gizem olarak yeniden canlaniyor.
Kendime, Istanbula, Kadinlara Dair; cocukluk günlerinin radyo ve bisiklet heyecanindan Kabatas Erkek Lisesinin keshanelerinde okunan Dostoyevski sayfalarina uzanan bir bellek yolculugu. Hilmi Yavuz, yikilan Park Otelin hüznünü, kadin-erkek söylemi üzerine yaptigi derin analizleri ve insanilesen eski esyalarin hatirasini, entelektüel bir titizlikle bugüne tasiyor.
Cünkü bellektir, gecmis bir yasantinin, bir anin hangi ezgiyle hatirlanacagini bilen... Bu yasanan ve yeniden hatirlanan anlar, bir hayati sanki bir kumasmis gibisine, bastan basa ve yeniden dokurlar.