Babamin, ölümünden sonra bir gölge gibi beni takip etmesi tedirgin edici
Cocuk yasta Ankaradan Münihe uzanan yolculuguyla hayati iki dilin, iki kültürün ve iki hafizanin arasinda sekillenen Zafer Senocak, yaklasan yazarliginda göcün, bellegin ve aidiyetin en incelikli anlaticilarindan biri oldu. Siirden romana, denemeden öyküye uzanan eserlerinde, insanin diliyle, gecmisiyle ve ailesiyle kurdugu bagi sorguladi. Dünyanin saygin üniversitelerinde dersler veren, eserleri bircok dile cevrilen Senocak, bu kez bütün bu edebi ve düsünsel birikimini en kisisel hikayesinde damitiyor.
Kopma, bir babanin ölümünün ardindan baslayan, gecmise dogru yapilan sessiz bir yolculuk. Babasinin biraktigi izleri takip ederek dogdugu topraklara dönen usta yazar, aile tarihinin dagilmis parcalarini bir araya getirirken kendi kimliginin de izini sürüyor. Her durakta babasinin gölgesiyle karsilasiyor; kimi zaman Anadolunun kadim inanc dünyasiyla yogrulmus bir babayla hesaplasiyor, kimi zaman söylenememis sözlerin, gecikmis kavusmalarin ve yarim kalmis vedalarin yükünü satirlara emanet ediyor.
iirlerin metne usulca sizdigi Kopma, babayi anlamaya calisirken insanin kendine yaklastigi; yasin bellege, bellegin dile, dilin de edebiyata dönüstügü, Zafer Senocakin en icten ve en sarsici metinlerinden biri olarak okurla bulusuyor.